Bilindiği gibi kanser günümüzde önemli bir halk sağlığı
sorunu olarak gündemdeki yerini korumaktadır. Sebebi bilinen ölümler
sıralamasında ilk sırayı alan kanser, öldürücülüğü yanında bıraktığı
sakatlıklar ve tedavisindeki yüksek maliyetler nedeniyle iş gücünde ve ülke
ekonomisinde çok ağır kayıplara neden olmaktadır. Kanserle mücadelede ülkelerin
kendi Ulusal Kanser Kontrolü programlarını geliştirmeleri önemlidir. Kanser
kontrol programları doğru ve güvenilir kanser verilerinin toplanmasını,
önlenebilir kanser etkenleri ile mücadele edilmesini, taranabilen kanserler
için etkin tarama programları geliştirilmesini ve tedavi hizmetlerini
kapsamaktadır. Ülkemizin de 2008 Yılından beri uyguladığı Ulusal Kanser Kontrol
programı bulunmaktadır.
81 ile yaygınlaştırdığımız Aktif Kanser Kayıtçılığı
uygulamamız ile güvenilir kanser verileri toplanmaktadır. Son verilerimize göre
kadınlarda en sık görülen ilk 5 kanser şöyledir: Meme, Tiroid, Kolorektal,
Rahim ve Akciğer kanseridir.
Meme Kanseri tüm Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de kadınlarda
en sık görülen kanser olup, yılda yaklaşık 15.000 kadını etkilemektedir.
2000’li yıllardan beri tüm kanser istatistiklerinde kadın kanserlerinin
%20-25’i meme kanseridir.
Risk faktörleri arasında ailede meme kanseri öyküsü, erken
ilk adet yaşı, geç menapoz, çocuk emzirmeme, obezite sayılabilir. Riski
azaltmak amacıyla kilo kaybı düzenli egzersiz gibi davranış değişiklikleri
etkili olabilir. Ancak risk faktörlerini en aza indirecek hayat tarzı
değişikliklerinin yanısıra hastalığın erken teşhisine yönelik yapılan meme
kanseri taramaları bu kanserden ölümleri ve hastalığın sıklığını azaltmada en
etkili yöntemlerdir. Mamografi üzerinde son yıllarda bazı tartışmalar olsa da,
halen en güncel bilimsel veriler ile en az % 20 yaşam katkısı sağlamaktadır
(Independent UK Panel on Breast Cancer Screening Lancet. 2012). Kanser
taramaları gönüllülük esasına dayanır ve kadınlarımızın katılımı ile başarıya
ulaşabilir. Bu nedenle kadınların meme kanseri nedenleri, belirtileri, korunma,
tarama, taramanın ne zaman ve nasıl yapılacağı hakkında bilgilendirilmesi ve
bilinçlendirilmesi önemlidir.
Meme kanseri tedavisi erken evrelerde yüzde yüz
sağlanabilir. İleri evrelerde hem yaşam süreleri kısıtlı hem de tedavi
seçimleri hastalar için yaşam kalitesini düşürecektir. Radikal meme cerrahisi,
kemoterapi ve radyoterapi ile sadece yaşam kalitesi düşmeyecek, ayrıca kamu
maliyetleri de artacaktır. Ülkemizde teşhis edilen meme kanserlerinin yaklaşık
yarısı ne yazık ki ileri evrelerde olup, meme koruyucu cerrahi oranlarımız
halen istediğimiz düzeylerde değildir. The Journal of The American Medikal
Association (JAMA) dergisinde 2014 Mayısında yayınlanan bir makalede meme
koruyucu cerrahi ve radyoterapi tedavisi alan hastalar ile iki taraflı
mastektomi tedavisi alan hastalar karşılaştırıldığında benzer ölüm oranlarına
sahip olunduğu saptanırken, tek taraflı mastektomi tedavisi alan hastalarda
ölüm oranı daha yüksek bulunmuştur. Bu bilimsel veride meme koruyucu
cerrahilerin seçilmiş olgularda ve erken teşhis de güvenle uygulanabileceğini
göstermektedir. Toplum tabanlı taramaların yapıldığı
merkezlerde ise %85 oranında erken evrede teşhis edilmektedir. Unutulmamalıdır
ki, erken teşhis hayat kurtarır, meme koruyucu cerrahiler ve meme onarımı ise
hayata bağlar.
Meme kanseri taramalarına başlama yaşı Avrupa’da genel
olarak 50, Amerika’da ise 40’dır. İngiltere yaş aralığını genişletme kararı
alarak 2016 yılından itibaren meme kanseri taramalarını 47-73 yaş aralığına
uygulayacağını açıklamıştır. Amerika Ulusal kanser enstitüsü Uluslararası
Kanser Taramaları Ağına (ICSN) veri gönderen 26 ülke arasında meme kanseri
taramalarına 40 yaşında başlayan ülkeler; Avustralya, Çin, İzlanda, Japonya,
Kore, Suuid Arabistan, İsveç, Amerika, Uruguay, 45 yaşında başlayan ülkeler;
Çek Cumhuriyeti, Macaristan Portekiz, İspanya (Navarra, Valencia), Yeni
Zellenda’dır. Ülkemizde meme kanserli olgularımızın yaklaşık yarısı 40-50 yaş
aralığında görülmektedir. 2013 yılında ülkemizin konuyla ilgili önde gelen
değerli bilim insanları ile konsensus sonucu alınan karar ile meme kanseri
taramalarına başlama yaşı 40 olarak belirlenmiştir.
Tarama oranlarına katılımı etkileyen önemli bir diğer unsur
da mamografi programlarında uygulanan kalite kriterleridir.
Güncel yayınlarda
3D mammografi kullanımının meme kanseri taramalarında daha yüksek sensitivite
ve spesifite sağladığı söylenmektedir (Tingberg A et al, Radiat Prot Dosimetry.
2011). İtalya’da yürütülen toplum tabanlı meme kanseri taramasında 2D ve 3D
dijital mamografi sonuçları karşılaştırılmıştır, bu çalışmada 3D tomosentezli
mamografi kullanımının kanser tespit oranlarını 2.7/1000 arttırdığı (Ciatto S.,
et al. Lancet 2013) ve yalancı pozitif ek tetkik isteme oranlarını ise %36.6
(Melissa A et al, Radiology 2014) düşürdüğü gösterilmiştir.

0 yorum:
Yorum Gönder